31 Ocak 2010 Pazar

tadaima beyaz düşlerim

...bouree den selam getirdim.

...bir kardan adam misali donuk ve eriyen kömür gözler ile süzerdim etrafı.

...hiç bu kadar enteresan gelmemişti bu beyazlık, zerafet

...çamurların sesleri var kulaklarımda biraz da kayan ayakkabı gıcırtısı

...bu kadar iyi hissedilemezdi kuşkusuz

...the non-horse leper melodileri gibi süzülen bir hayal

...agresif olmak, durulmak ve çelişkilere karşı çözülmüş buz parçacıkları

...tadaima beyaz düşlerim. bhabha kadar neşeli ve iyi hissediyorum kendimi.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Yağmurun Bukalemun Etkisi'nden Radyo Yayını

Az değil 2,5 yılı geride bıraktık. Deneysel bir projenin üyeleri olarak iyi ve farklı şeyler yapmak için mücadele ettik. Bazen çok abarttık, çok kastık, üzüldük, pes ettik. Neyse ki yaptığımız işe olan inancımız bizi ayakta tutmayı başardı.

Normal şartlar da 1 yıl da bir grup kurup sahneye çıkabilirsinizi iyi/kötü bir yerde. Bizim biraz uzadı. Şansızlıklarda oldu zaman zaman ama bizim kabiliyet sınırlarımız da buna doğrudan etki etti. Daha henüz istenilen seviye de değiliz ama artık kabuğumuza sığmıyoruz.

Yakında daha sık şekilde bahsedeceğiz Yağmurun Bukalemun Etkisi'nden. Ne anlama geldiğinden, ne yapmaya çalıştığımızdan, hayallerimizden vs.

Son bir kaç aydır sürekli Şubat ayını bekleyin dedik durduk. Kendimize hedef olarak Şubat'ı belirledik. Bunun hani özel bir nedeni yok. Böyle istedik.

"1 Şubat Müzikal Sözlük Radyo / Yağmurun Bukalemun Etkisi Programı / Post Rock, Experimental Rock, Progressive Rock"

İlk adım olarak muzikalsozluk.com'da radyo yayını ile başlıyoruz. Radyo'da YBE şarkıları olmayacak ama yaptığımız işin detaylarını açıklar nitelikte denemeler olacak. Grubu temsilen ilk programı Elmas Şölenkır ile birlikte hazırlayacağız. Programda neler olacağına ve yaşanacağına dair detaylı bilgiyi 30-31 Ocak'ta açıklayacağız. Sadece sıradan şeyler olmayacak bunun garantisini verebiliriz.

Radyo işinde küçük düşünmüyoruz. Daha parlak ve daha çok insana yayabileceğimiz şeyler de var aklımızda. Devam eden süreçte (çok uzun bir süreç değil) bu radyo programı işine grubumuzun bascısı Melih Çiftsüren'de dahil olacak. Ben, Elmas Şölenkır ve Melih Çiftsüren ile olaya çok değişik bir boyut kazandıracağız.

Şimdilik takip etmeye devam edin. Biz de heyecanla ve zamanı geldikçe bunları açıklayacağız.

Dipnot: Radyo projesi YBE nin tanışma kısmıdır. Tanıştıktan sonra daha bir görülür ve duyulur olacağız.

Hoş ve Esen Kalın!

24 Ocak 2010 Pazar

Balmorhea... Balmorhea

Balmorhea "Untitled 2" from Retread Sessions on Vimeo.


http://www.myspace.com/balmorhea

Karlı Haftasonuna Cevap: Transylvania



Dün coda ile zirve yapan duygularımızın devamı olarak dünyaya dönüp karlı haftasonu konseptimize bir film ile devam edebiliriz. Geçen sene izlediğim, yine olsa yine izlerim dediğim bir film.

"Transylvania"

2006 yapımı bir film, imdb tarafından 6,4 puana layık görüldüğü için ayıpladığımı belirtmek isterim. Filmi anlatmayacağım tabi ki sadece izleyip neden bu filmi seçtiğimi anlayabilirsiniz.

Zingarina'ya selam eder, iyi seyirler dilerim.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Haftasonu Karlıysa Evde Dinlenebilecek Şarkılar

Bu hafta sonu baya bildiğiniz kar yağıyor. Kardan adam yapmaktan, kar topu oynamak dışında yapılacak güzel şeyler de vardır. Cam'a yakın bir yerde oturuyorsanız dışarıda ki beyazlığı izleyip, sıcak bir ıhlamur içerken aşağıda ki şarkıları dinleyebilir ve hatta canlı performanslarını izleyip hoş vakit geçirebilirsiniz.

Naak O))) from Nsf on Vimeo.


Port-Royal : Petrzalka from Nsf on Vimeo.


Ori Avni - i thought i saw something from Eran Hilleli on Vimeo.


Coda from Nirav Sheth on Vimeo.


22 Ocak 2010 Cuma

Softa bizi UFO ile Tanıştırmaya Geliyor



Roxy Müzik Günlerinden beri adım adım takip ediyorum Softa'yı. Yarışma günü yaşadıkları heyecana da şahit oldum. Yarışma sonrasın da bozmadıkları duruşlarına ve mütevaziliklerine de. İleriye dönük olarak sadece kendileri için değil herkes için olumlu konuşuyorlar. Bana göre birşeyleri değiştirebileceğini kendilerini farkettirerekte ispatladılar. Teknik meselelere fazla takılmıyorlar. Özgür bir ruh ile içinden geldiği gibi davranıyorlar. Mogwai deyince keşkeleri sıralayıp, Sonic Youth deyince saygıyla önünde eğiliyorlar.

Softa'nın en güzel yanlarından biri de Gaipten gelen seslere olan sempatisidir. Furkan ve Ece'nin elektronik müzik çalışmalarında ve Softa da ki şarkılarda da buna sıkça rastlayabilirsiniz.

Dinle!
~ Ruhu Bozuk (Furkan ve Ece'nin Elektronik Çalışmaları)




Roxy'den sonra Ankara sınırlarını aşan grup, Peyote sahnesinde kendini buldu. Yaz ayında ise Foça Rock Tatili'nde sahnedeydi. Hızını kesmeyen Softa çevresinden ciddi tepkiler alarak yoluna devam etti. Bunlardan en ciddi olanları Hürriyette Kanat Atkaya'nın "Jacko'nun öldüğü gün Glasto'da" yazısı ve Mehmet Tez'in Milliyet-Pazar'da yayınlanan "Bunlar da bizim "indie"ler" yazısıdır.

Oku!
~ Bunlar da bizim "indie"ler
~ Jacko'nun öldüğü gün Glasto'da

Mehmet Tez'in yazısında ki en önemli detay indie başlığı altında verilen baba dediğimiz grupların arasında Softa'nın gösterilmesidir. Düşünsenize Babazula, Nekropsi, Dinar Bandosu gibi isimlerin arasından kendini kısa vade de göstermeyi başarmışlar. Ayrıca bireysel olarak yazı içinde sadece iki isim için ayrıca bahsedilmiş. Biri Murat Ertel(Babazula) diğeri ise Ece Öney(Softa).

Ayrıca Hakan Tamar ve Aylin Aslım gibi isimler tarafından da özel olarak övgü almıştır. Hakan Tamar bu görüşlerini Myspace Music'te resmileştirmiştir.

Kim?
~ Hakan Tamar
~ Aylin Aslım

Bak!
~ Myspace Music'te "Softa"




Dream TV'de Ar-Ge de "Azize" şarkılarını seslendirme fırsatı buldular. Bu onların kamerayla profesyonel olarak ilk ciddi tanışmalarıydı. Roxy Finallerinden önce'de amatör olarak Aydın Üniversitesi öğrencilerinden Pelin İbçioğlu ile Röportaj yaptılar. Yine Pelin'in kamerasından Roxy Performansları kayıtlara geçti.

İzle!
~ (Video'ları eklemek üzere Edit kehanetin de bulunma)

Kim?
~ Nabruk (Pelin İbçioğlu)

Eylül ayında WE Play ve Balet Plak ile yarışmada kazandıkları Single Albüm kayıdına girdiler. Bugün'den İstanbul'a geliyorlar(22 Ocak). Yeni İstanbul seferlerinde ise MTV nin çekeceği klip için kamera karşısına geçecekler. UFO ile tanıştıracaklarmış bizi.

Önümüzde ki ay Albüm Lansman gecesi için Roxy'de bir kez daha görünecekler hemen ertesi günü ise Peyote sahnesini yine sallayıp, Ankaraya dönecekler.

Nerede?, Ne Zaman?
~ ? - Roxy (Albüm Lansman Gecesi)
~ 25 Şubat - Peyote (Eskiz ile birlikte)

Son olarak kendilerine iki adet eleştirim var.

1- Myspace tasarımı Softa grubuna yakışmıyor. Daha iyi bir tasarıma sahip olmalı. İnternetin gücünü görmezden gelmek mümkün değil. İnsanlar softa diye arattığında eğer Myspace ile karılaşıyorlarsa, Myspace i daha verimli kullanmaları gerektiğini düşünüyorum. Sitelerin hazır şablonları yerine profesyonel bir destek ile bu olayı çözmeleri Albüm aşamasına gelmiş bir grup için gerekli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kendilerine ait bir siteleri de olsa hiç fena olmaz.

2- Bu onların suçu değil ama Athena gibi oldular. Furkan ve Ece sürekli sabit kalırken, bas ve davulcu değişimlerine dur diyebilmeleri lazım. Bu konuda biraz şanssız oldukları kaçınılmaz. Şu an ki bas gitaristlerinin kalıcı olacağından şüphem yok -ki iyi bir bascı umarım ileride terslik yaşamazlar. Davulcu olarakta yakın zamanda sorunu çözüp şanslarını terse çevirebilirlerse zaten son sürat giden Softa için ekstra bir Turbo Güç olacaktır.

Takipte Kalın!

18 Ocak 2010 Pazartesi

A Dream of Iceland ve Number Ten



Daha iyi şeyler yapabilmek için uzun süredir ara verdiğim elektronik müzik projeme eklediğim iki yeni şarkıyı dinleyebilirsiniz.


16 Ocak 2010 Cumartesi

Hissetiğini Ses Olarak İfade Edebilme # 1 (Soundtrack)


mesigu.blogspot.com "Hissetiğini Ses Olarak İfade Edebilme # 1" yazısının soundtrack albümü. Vimeo'dan dinlenebilir.

Yazının Soundtrack Albümü (Part-1)

1- The Cinematic Orchestra, Child Song Dir.Mox
     ~ Myspace / ~ Dead-End Road 

2- Lou Barlow – Think (Let Tomorrow Bee)
     ~ Myspace

3- Nathan Godfrey – Buffalo Skinner Blues
     ~ Myspace                                                            
4- Jasmine Wietzke & Chris Bazinet – Place
     ~ Vimeo

5- Kaiser Cartel – Blue Sky
     ~ Myspace

6- Viva Voce – Octavio
     ~ Myspace

7- Rebel Bride – Curt Vernon
     ~ Vimeo

15 Ocak 2010 Cuma

21 Haziran Dünya Müzik Günü


"muzikalsozluk.com entrylerimden alıntıdır"


14.1.2010 12:30

21 haziranda kutlanan fête de la musique adı ile kutlanan fransız icadı düşünene binlerce kez helal olsun denilen gün bu günün amacı da şu imiş;

dünya müzik günü önerisinin iki konuyu geliştirmesi amaçlandı:
-amatör ve profesyonel müzisyenlerin sokak performanslarını cesaretlendirmek,
-ücretsiz konserler organize etmek, herkes için, her yerde müzik kavramını geliştirmek

detaylı açıklama için;

Wikipedia'da 21 Haziran Dünya Müzik Günü

(bkz: maurice fleuret)

2010 İstanbul AKB - Müzik Durakları



"muzikalsozluk.com entrylerimden alıntıdır"

AKB(avrupa kültür başkenti)

14.1.2010 12:18

istanbul 2010 akb etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek etkinlik. açıkçası beni şuan için meraklandıran ve heyecanlandıran tek etkinlik.

"program kitapçığında diyor ki; müzik durakları, müzigin, kentin günlük yaşamının bir parçası haline gelmesi arzusunun bir ifadesidir. 21 haziran dünya müzik günü'nün istanbul'da da, dünyanin birçok şehrinde oldugu gibi kentin geneline yayilan sokak etkinlikleriyle kutlanmasi ve bu kutlamanin istanbul'da gelenekselleşmesi amaçlanmaktadir. kentin sokaklarinda ve çeşitli açik hava mekanlarinda, profesyoneller ve amatörlerce "sahne senin istanbul" vurgusu dogrultusunda gerçekleştirilecek konserler, performanslar ve çeşitli müzikal aktiviteler, en güzel sahnenin istanbul'un kendisi oldugunu tekrar gösterecektir. 21 haziran günü, kentin belli başli yerlerinde kurulacak sahnelerde ve belirlenen alanlarda müzigin çeşitli halleri ve türleri istanbullularla buluşacaktir."

2010 İstanbul AKB - Müzikal Etkinlikleri




"muzikalsozluk.com entrylerimden alıntıdır"
AKB(avrupa kültür başkenti)

(1- 14.1.2010 11:26 )
16 ocakta açılış etkinlikleri ile start veren organizasyon

içinde müzik olan her türlü etkinliği yakından takip etmeye karar verdim. açılış konserlerine dönersek

21:15 taksim tarkan
20:20 kadıköy mor ve otesi
20:20 pendik kıraç
20:20 sultanahmet mercan dede
20:20 bağcılar zara
20:20 beylikdüzü nil karaibrahimgil

ayrıca 19:00-20:00 arasında dj performanslarıda mevcutmuş.
 
(2 - 14.1.2010 11:30)
açılışta ki popülarite bazlı konserlere eyvallah diyerek şimdilik susuyorum amma velakin istanbulun sesleri (mercan dede'yi ayırdım) bunların olduğuna inanmıyorum.


ha birde çok şey mi istiyorum bilmiyorum ama aynı mekanlarda ve dev* ekranlarda crossing the bridge the sound of istanbul belgeselinin yayınlanmasını istiyorum
 
(3 - 14.1.2010 12:06)
2010 program kitabında "müzik"


karşımıza ilk dinar bandosundan tanıdığımız ali ece ve yılma karatunanın resmiyle karşılaşıyoruz. dinar bandosu sahne alacak demiyor lakin süprizler olabilir.

program da yazan etkinlikler

ocak - aralık 2010 (bkz: istanbul ve arp)
7 haziran 2010 (bkz: arvo part "adem'in yakarisi"; dünya prömiyeri)
6 eylül (bkz: u2 360º tour istanbul konseri)
21 haziran (bkz: müzik durakları)
tarih yok - (bkz: müzigin dokundugu yasamlar - el sistema & simon bolivar gençlik senfoni orkestrasi)
ağustos 2010 (bkz: gelecekten masallar)
haziran 2010 (bkz: amerika'nin seçkin müzikolog ve müzisyenleri, "bir sehir hikayesi, konstantiniyye-istanbul";
projesi için boston'da hazirlaniyor)

Contemporary Noise Sextet (Jazz, Trash, Punk)





7 Ocak peyote konserini beklerken her zaman ki gibi üst katta kendimizi duymaktan çok zorlandığımız bir anda güneş gibi doğup "aa bir dakika ne güzel şarkı" diyip tanıştığımız grup. Jazz'a olan merakımı arttırdığını itiraf etmeliyim.

Tavsiyedir, dinleyiniz...


The Cinematic Orchestra (Elektronik, Jazz, Soul)



1 Haftadır aralıksız dinlediğim grup.
The Dance kafayı taktıklarımdan biri!

Uygun şartlarda dinlenilmesi tavsiye edilir.


06 Ocak 2010 Çarşamba

Tekrardan Mesigu

Detaylar

mesigu.blogspot.com

adresinde

Giriş Ücretsiz :)

03 Ocak 2010 Pazar

D.E.R Melih Çiftsüren Röportajı

Sual 1: Sana göre tek cümle ile bas gitar?
- Bir şarkıda duyabildiğim en güzel sesleri çıkartan alettir.


Sual 2: ........ olduğunda kendimi kaybederim?
- Sinirli, depresif ve herkesin üzerime geldiği anda kendimi kaybederim.

Sual 3: Kaygılandığın şeyler var mı?
- Var.


Sual 4: Etkilendiğin bir resim, film karesi var mı?
- Canlı gördüğüm bir manzara olabilir.

Sual 5: İsyan etmek ve Deşarj olabilmek için içinde melodi olmayan, anlamsız ve gürültülü şeyler çalmak ister misin?
- İsterim tabi ki.


Sual 6: Seni heyecanlandıran bir şeyi melodi olarak hissedebiliyor musun? Örneğin sahile vuran bir dalga, kuş sesi...
- Evet oluyor.


Sual 7: Yol da yürürken kafanda oluşan türlü düşüncelerin Soundtrack'ini yap desek. Bu agresif bir soundtrack mi olur, yoksa duygusal mı? Agresif/Duygusal ise bunun hayali melodisini tarif eder misin?
- Duygusal olur. Düz bir çizgi şeklinde, ambians sesler ile oldukça sakin olur. Tabi Ruh haline göre de değişebilir.

Sual 8: Kararsızlığın nedeni nedir? Farklı şeyleri de deneme merakı mı? Yanlış yapma korkusu mu?
- Yanlış yapma korkusu.

Sual 9: Kendini tekrar etme korkusu zamanla seni bitirme noktasına getirir mi?
- Rahat getirir.

Sual 10: Herşey güzel olacak mı?
- Amen

Sualler bitti. Cevaplar verildi.

Hoşçakalın

30 Aralık 2009 Çarşamba

Ben ve Moonmadness

İnanmıcaksınız ama saat 05:14 şu an ve beş dakika önce allah rızasıyla rica da bulunan bir sapık aradı. Ne istediğini tahmin edemediğinizi söylemeyin.

02:30 dan sonra çeşitli uyuma pozisyonları denedim. Hakkaten tüm pozitif özelliklerimle olaya indim. Kötü bir sandalye'den yatağımın özelliklerine yakın bir alan oluşturma gayretindeydim. Ara ara o özelliği yakalasamda sonuca varamadım.

05:18
Yanıma iyi ki almışım dediğim Camel CD si ve şu an Moonmadness albümünden Song Within a Song şarkısı ile sabahı selamlıyorum. Uyku pozisyonunda düşünebilecek şeyler klasörümden bugün için seçtiğim sayfalar dinlendirici ve huzur verici. Aynı zaman da umut vaadedici. Ne zaman durup durup üstü kapalı laflar etsem ardından kısa vadeli heyecanlar ve hayal kırıklıkları oluyor. Bu sefer ki umut ve heyecanlarımım bir öncekilerle arasında sadece gerçeklik payı var. İşte bu gerçeklik gelip-geçici anlık heveslere düşürmüyor aksine bana normal işleyiş sürecini yaşatıyor gibi geliyor.

05:26
Gözlerimi olabildiğince kıstım. Klavyenin tuşlarına hiç olmadığı kadar hassas bir şekilde basıyorum. Bu hızla gidersem Moonmadness albümü biter.

05:28
Son 3 saat sonra eve dönüş. Eve döndüğümde mail yazmayı düşünüyorum. O detaylı, samimi ve sonunda hoş ve esenlikler dilediğim maillerden.

dipnot: Melih sana yazacaklarımı biriktiriyorum. Takipte kal. Ha bir de canını sıkma bre sana iki şarkı armağan ediyorum.

1) Camel - Air Born

High flying glider, spread your wings
Flying high on a cloud
Born on the air, spiral around
So busy making circles
You never touch the ground


You see the sea, feel the sky
Don't know where you go when you die
Don't know the answers
To what's in my mind
Riding on the wind and turning with the tide


life takes you up, it brings you down
Changes the pain that remains
Keep moving fast, the wind and the rain
And if the world keeps spinning round
You'll be back again


2) Bülent Ortaçgil - Normal

Biralar soğuk mu dedim
Dedi ki normal
Peki ya havalar
Valla gayet normal
İşler dedim, gidişler dedim
Hepsi normal
Peki dedim ya sen, ben
Dedi ki normal
Peki biz, ikimiz
Valla gayet normal
Halimiz dedim
Ne dese beğenirsiniz? normal

Ooo biri anlatsın hemen nedir bu normal
Ooo canım sıkıldı artık yoksa ben miyim anormal

...

05:37
(Uyku)

29 Aralık 2009 Salı

Giaa Konseri Sonrası "Düş Macunu"



12 Kasım JJ Balans konseri grup açısından önemli bir gelişmeydi. Hem Giaa ile aynı sahneyi paylaşma fırsatına hem de daha önce rastlamadığımız bir kalabalığa çalma açısından önemliydi.

Konser bittikten sonra en çok merak ettiğimiz tabi ki insanlar tepkisiydi. Sözlü tepkiler gayet olumluydu. Her ne kadar biz daha iyisini yapabilirdik inancında olsakta yine de sabah uyandığımızda rüyadan mı uyandık acaba diye iç geçirdik.

Konser sonrasında sözlüklerde yazılan iyi şeyleri okuyunca içimiz rahatladı. Niels ile mail aracılığı ile Giaa'nın da görüşlerini öğrendim. Sonra Google'dan diğer insanlar ne demiştir diye aradım. Evet 29 Aralıktayız ama artık heralde yorum yapacak kişi kalmamıştır diye şöyle bir 12 Kasım'a geri dönüp hem Düş Macunu'nun o gece ki performansını sağlıklı değerlendirme fırsatı bulmuş olalım, hem de Giaa Konserinin gruba kattıklarını görelim istedim.

İşte konser sonrası yapılan Düş Macunu yorumları;

Minepla.net Arda Çetinkaya
Reset Magazine

Öncelikle hani olurda bu yazıları yazanlar okurlarsa Teşekkür'ü borç biliriz. Lakin Giaa konserinden sonra ismimizi biraz daha fazla duyurmamız, değişen Düş Macunu'nu tekrar tanıtma fırsatına erişmemiz dışında artan konser trafiği gibi bir durum söz konusu maalesef ki olmadı. Hala Peyote sınırlarını aşamadığımızı üzülerek belirtmek isterim.

Bunun sebeplerini düşünüp analiz etmek isterim ki grubun bas gitaristi olarak değil dışarıdan biriymiş gibi ...

Esen Kalın

Çağrı Merkezin de "İnsan Neden Taşı Sevsin ki" Analizi



Hayat sevince güzel
Sevince tatlı güzel
Bir kuşu kelebegi
Bir taşı sevin yeter

Çocukluğumdan beri bir kaç yüz kez seyredip, zihnimde yer etmiş Türk Filmi. Bilmeyen yok filmi lakin değinmek istediğim şey film de kullanılan şarkının içinde geçen söz.

"Bir Taş'ı Sevmek"

Burada verilmek istenen mesaj nedir? Düşünüyorum da bir taşı sevmek aşırı polyannacılık veya ciddi psikolojik sorun olabilir.

Bu ciddi bir yazı değil. Zihnimden çıkmayan sözlerin ve müziğin dışavurumu. Tabi şarkıyı söylerken Melih'in "Şimdi taş deyip geçme. Bir sürü değerli taş var. Zümrüt, Elmas vs." diyerek olaya başka bir boyut katmıştır. Olaylara önce manevi olarak yaklaşan ben için ani bir manevra etkisi yarattı. Hal böyle olunca aklıma Atasay'ın reklamı geldi "Şu kadarcık şey"** reklamı. Ne küfür etmiştim. Bana göre reklamcılık anlayışı olarak film de ileriyi görme ve bu değerli taş olayına ciddi göndermeler var. (abartıyorum)

Tabi bende uyandırdığı anlamlar ilk olarak heyecan, yüzün gülmesi gibi şeyler. Eskiden anlamsızca full detone hal de söylediğim şarkıyı artık daha bir heves ve doğru tonlama ile söyleme çalışıyorum ve yazıma bugün ki yaşanmış bir olayla son veriyorum.

Mekan: Çalıştığım yer (Logo/ Melodi/ Chat Servisi Çağrı Merkezi)
Zaman: Karnım acıkmadan evvel (11:30 civarı)

Telefon Çalar (zıruoerrrrr)
Ben: İyi günler ben Sinan; Nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri: İyi günler Sinan bey. Chat servisinden birileriyle tanışmak istiyorum ama olmuyor. Cevap gelmiyor. Problem mi var?
Ben: Kontrol edelim. Adınız, Soyadınız ve Telefon Numaranızı alabilir miyim?
Müşteri: Ercan Sercan / 05xx xxx xx xx
Ben: Mesajlarını ulaşıyor fakat karşı taraf yanıtlamıyor.
Müşteri: Ne yapmam lazım?
Ben: Bizim yapacak bişeyimiz yok.
Müşteri. Hmmm Peki öleyse iyi günler.
Ben: İyi Günler
Telefon Kapatılır

Direk olarak "Hayaaat sevince güzeel sevince tatlı güzeell... " Melih döner ve bakar ve devam edilir "Bir Kuşu Kelebeği, bir taşı sevsen yeter"

Ben: Melih bir insan taşı neden sever?

ve hikaye tekrarlanır. Lakin klişeyi bozan Melihin olaya getirdiği yeni bakış açısı ve benim "Heee vay anasını demek ki ben bu yüzden bu şarkıyı sürekli söylüyorum. Hahaha hayat sevince güzel lalala"

Şimdi merak ettiniz değil mi Melih'in yeni bakış açısını. Evet dediniz ve kaybettiniz. Çünkü söyleyemem. Hem zamanı değil, hem özgüven problemi yaşıyorum. Ruh sağlığında ki problemlerimizi giderebilmek için bugün toplanıyoruz. Çözersek söylerim.

Melih kim?
Yakında onunla ilgili uzun bir yazı yazmayı düşünüyorum. 24 saat içinde yazabilirim.

Şimdi çalışmam lazım hoşçakalın.
dıraerr (Telefon Çalar)
Ben: İyi Günler ben Sinan. Nasıl yardımcı olabilirm?
...

** (Firma ismi ve reklam sloganını yanlış söylemiş olabilirim ama anımsadığınızdan eminim. Kandırmayalım birbirimizi)

20 Aralık 2009 Pazar

Backwater

Backwater from Michael Fisher on Vimeo.


Starring:
John Kiedaisch
Julia Watson

Directed by:
Michael Fisher

Music:
Shostakovich
Piano Quantet In G Minor, Opus 57
Performed by Talich Quartet

18 Aralık 2009 Cuma

Rutin Hayat Bu En Büyük Girdap




Athena'nın Sende Yap şarkısında geçen bir söz.

Bugün ayın 18'i. İşe gireli tam bir ay oldu. Bir ay boyunca mutluluk grafiğim de tepeden aşağıya doğru bir iniş var. İlk başta evet doğru işteyim çünkü Melih (YBE Bascımız) ile aynı yerdeyim daha ötesi var mı? diye düşünüyordum. Hala öyle düşünsem de iş yerinde ki diğer faktörleri göz ardı edemiyorum. Velhasıl o sorunlar bende kalmaya devam etsin.

Şunu demeye çalışıyorum aslında. Bir aydır hatrı sayılır ölçüde gitar çaldım. Onu da geçtim çok az müzik dinledim. Mp3 ün kulaklığı yok o da büyük etken oldu. Ama çok özlemişim müzik dinlemeyi. Kickler, Distorsionlar, Baslar...

Sesini de açtım sonuna kadar.

Biraz Opeth
Biraz Russian Circles
Biraz Riverside
Biraz Tool
Biraz Dredg

ohh be hayat budur diyesim geldi.

Seni seviyorum be müzik benden uzak durma ne olur!

14 Aralık 2009 Pazartesi

anatolianrock.com

Siteyi bilmeyen yoktur sanırım. Bizim Yağmurun Bukalemun Etkisi grubunun bir ara adını Fragman yapmıştık sonra yanlış mı yaptık dedikten sonra grubu geçici bir süre yada daimi olarak tekrar ybe ye emanet ettikten sonra öylesine google da Fragman yazıp aratınca Fragman isimli mersinli bir grubun varlığını öğrendim ve bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. 

O grubun isminin Fragman olduğuna çokta üzülmedim açıkçası itiraf niteliğinde olacaksa olsun bizi yansıtmayan bir isim Fragman. Velhasıl mersinli arkadaşlara başarılar diledikten sonra siteye uzun zaman sonra tekrar uğramanın merakı ile "ulen acaba yeni neler var" diye bakındım. Üç beş gruba baktım. Siteye baktım. Üç beş gruba tekrar baktım. Tekrar siteye baktım. Sonra dedim ki 10 yıl geçse de bu site ve grupların tarzları aynı kalacak değişmeyecekler dedim. 

Grup ismi vererek eleştirmiyorum zaten hangisini açsanız aynı şeyi yapıyorlar. Bildiğimiz Anadolu Rock riffleri, hatta o değişmeyen solo gitar tonları ve kalıplar hatta ve hatta kendini cem karaca zanneden vokaller ... Dünyanın en iyi Anadolu Rock grubu da olsalar mentalite olarak ilerlemeyi değil olduğu yerde durup heavy metalci tipin de anadolu rock yapma gayretin de olan kişilerin ya yaptıkları işi önemsemediği yada gerçekten onların çevresinde "abi sen kralsın" diyen bir çok kötü eleştirmenin olduğunu düşünüyorum. Öyle ya biz insanlar poh pohlanmayı seviyoruz. 

Beni geren nokta Anadolu Rock'ın kendisi değil. Bu tarzı icraa edenlerin kendini geliştirmemesi. Ya kardeşim tamam eyvallah müthiş hızlı parmakların var, güzel bir sesin var. Kısacası elinde türlü imkanların var. Gördüğüm kadarıyla çoğunda da iyi gitarlar ve ekipmanlar var. Hatta klibi olanları bile gördüm. Öyle dandik falan değil ha baya klip. Ama hepsi aynı. Beş dakika olmadı bakalı ne isimlerini, ne de şarkılarını hatırlıyorum. Çünkü aynılar. Hatta o izlediğim son klip tam bir fiyasko. 

Bunca harcanan para, emek, yetenek gibi olguları "tekrar" mantığı ile yitirmek oldukça kötü. Modernleşin arkadaş biraz. Ibanez gitardan çıkma solo gitar tonu yerine başka bir şey deneyin. Azıcık farklı bir vokal deneyin. Aynı davul riffleri, aynı düz ve zevksiz baslar. Gidip onların yüzüne bunu vursak adamlar sen gel bakalım sana biraz ders verelim der ve bana engin müzik bilgilerini aktarır. Hiç kuşkum yok ama yapmayın be abi. Emeğinize yazık. 

Siteye gelirsek ya hakkaten Anadolu Rock denen kavramın tanımı şu... 

"Anadolu Rock... Heavy Metal'in Türk uyarlaması ve arabesk duygusu katılarak, teknik olarak benzer renk ve kendine has tonundan vazgeçmekten korkan bir ressamın yeteneklerini saklamasıdır"

yada 

"Anadolu Rock... Hayatın da hiç JS Bach dinlememiş insanların olduğu topluluk veya İsmail YK ile JS Bach arasında kıyaslama yapan güzide bir oluşumdur" 

Hem site olarak hem de tarz olarak bir adım ileri gidemeyen bir oluşumun nedenini gerçekten merak ediyorum. Müziğe ne kattıklarını merak ediyorum. Size Cem Karaca, Erkin Koray gibi müthiş insanlar bir şey emanet ettiyse bunun üzerinden yıl 2009 hatta 2010 iken bile ihanet etmeyin ve bunun üzerinden prim yapmayın.

Artık kimse Haluk Levent olmak istemiyor. 

Siteyle ilgili tam bir fiyasko daha söylemeliyim. Post Rock kategorisine girdiğim de rastgele bir tane grup seçtim. Deşifre etmek istemiyorum. Belki buradan sevinirim diye... Madem ki bu kategoriye kendini uygun gördün. Kendini oraya koydun. Bir araştır arkadaşım Post Rock nedir diye? hayır araştırmıyorsun çünkü sen kendini orada alternatif rock kategorisine koyarsan binlerce grup arasından görünmezsin ama 10 kişi arasından görünürsün. Sizin müzikten anladığınız tek şey bu. Prim yapmak, sırtınızın sıvazlanması. Ohh yarasın aslanıma nidaları ile bir taraflarınızın havalarda dolaşması. Yapmayın arkadaş. Hadi onu yaptın kendini koydun Post Rock kategorisine bari grup hakkında kısmına Blues yapıyoruz deme. Mantalite olarak neredesiniz anlayamadım. Demoları dinledim hepten delirdim. 

Son söz;

Müzik yapmak gerçekten mükemmek bir şey. Bu işin hakkını vererek yapmak tüm hissiyatların en nicesidir. Lakin  zihin olarak hala gerilerde olmak ve müzisyenliği sadece yüksek metronomlarda dolaşarak çalmak zannetmek ben müzisyenim diyen insan için çok büyük kayıptır. Müzisyenlik sadece enstruman hakimliği değildir. Mental açıdan da kendini geliştirmektir. 



07 Aralık 2009 Pazartesi

bir Sigur Rós - Njosnavelin melodisidir hayat


06 Aralık 2009 Pazar

Hayaller ne zaman başlar?


Dipte olmayan not:

bu yazıyı okurken dinlenebilir şarkı olarak

A Dancing Beggar / What We Left Behind / Our Distant Memories, Our I

tavsiye edilir...

Benim hayallerim 02:00 den sonra başlar. Bir resim karesinden anımsadım sabaha karşı hayatın başka bir anlamı olduğunu.

Düşünsenize gün ışığında herkes sokağa çıkabilir. Sokaklar gündüz işçidir ama akşam özgürdür. Nefes alırlar. Hiç dikkat ettiniz mi sokakların bahsettiğim saatten sonra ki kokusunu, havasını. İnceden bir rüzgar eser ve size siz olduğunu, hayallerinizi anımsatır. Size vaad edilen umutları yaşatır, derinleştirir. Hele bir de akşamdan yağmış olan yağmurun ıslaklığı hala asfaltın üzerine duruyorsa.

Sokaklar kendileri olduğu kadar diğer tüm varlıklarına da özgürlüğü tattırır.
Bazen sokak köpeklerinin pati seslerini duyarsınız. İşte o sesler de özgürdür o saatlerde. Gündüz duyamayacağınız seslerdir onlar.

Uykuda güzeldir tabi ama mesela sabaha karşı yola çıkmak yada gece yarısına doğru yola çıkıp sabahı yolda karşılamak. Anlatılmaz, tarif edilemez bir duygu.

Eğer seveceksem, özleyeceksem, umut edeceksem sokaklarda edeyim. Tek başıma kalayım o zaman diliminde, o sokakta, o yol da...

Güneşin doğuşunda

...

10 Kasım 2009 Salı

Karamelli ve Bütün Fındıklı Çikolatam, Kolam ve Post Rock




Çikolatanızı nasıl yersiniz? Mesela çikolatam fındıklı ise direk ısırıp yemek yerine ağzımda eritip fındığa erişmenin ve ağır ağır bitirme zevkinin çok farklı olduğunu düşünüyorum. Tercih meselesi tabi... amma velakin fındıklı çikolatanın verdiği o müthiş tat için siz ne kadar ağır ağır yemek için mücadele etseniz de, sonunda 15 saniye içerisin de tüketmiş olursunuz. İşte Türkiye'de ki müzik anlayışı da böyle. Hem çok seviyoruz ağır ağır ve derinden dinleyip kavrıyoruz. Tüm biografileri, albümleri ezberlemeye çalışıyoruz ama çok çabukta tüketip tarihin derin sularına gömüyoruz ve şu an benim yaptığım gibi mesela yıllar sonra "aaa ne buldum. A-ha / Lifelines" diyebilirsiniz.

Piyasayı yakından takip ettiğimden beri ortada bir alternatif rock/ brit rock havası vardı. Zamanla o kesimin dinleyicileri ya da icraati ile uğraşanları metalin türevlerine kaydılar. Tabi kaydıkları tarz daha çok gothic, doom tabanlı metal türevleri oldu. Uzun bir süre böyle giderken gariptir ki bir müzik tarzı olmasına rağmen sadece giyim-kuşam olarak hayatımıza giren Emo Rock akımı girdi ve 12-17 yaş arasında ki herkesi alıp götürdü.

Piyasa için de bu tür kırılmalar sürekli oldu. Olmaya da devam edecek kuşkusuz. Şu an bir arayış için de olan piyasa yavaş yavaş kırılacağı yönü ufaktan hissettirmeye başladı. Bundan bir-iki yıl öncesine kadar Post Rock ya da daha genel adıyla Experimental (Deneysel) bir müzikten bahsettiğiniz de iğrenç olan "evet 5 mg sodyum nitrat, 10 mg sol notası" gibi espirilere maruz kalıyordu. Tabi onları suçlayamayız. Nihayetin de bilmedikleri bir olaydı. Bilenlerin ya da hayatın da en az bir kere dinleyenlerin verdiği tepki de aslında ne kadar ön yargılı olduğumuzu gösteren cinstendi.

Ercan: Hmm güzel müzik gerçekten, melodiler falan.
Rasim: Evet gerçekten öyle, ben çok severim bu şarkıyı
Ercan: Aynen film müziği gibi böyle sanki
Rasim: Doğru
Ercan: Ama sanki sözler de olsa tam olurmuş
Rasim: (hay sözlerine) ee yani tabi o da olur da bu tarz böyle!
Ercan: Yani bi süre sonra sıkıyor. Hep müzik falan. Eksik eksik...
Rasim: (muhabbeti değiştirmek lazım) ya boşver de onu hafta sonu işin var mı?...

Zamanla Ercanların da içine sinen bir tarz olma yolun da ilerlemeye devam etti post-rock. Şimdi gelinen noktaya baktığım da önceden değil bu tarzı anlatan bir yazı, grup ismi bile bulamazdınız (tabi Türkçe Kaynaklı)

Dikkat ediyorum yavaş yavaş artan bir post rock üzerine yazılıp, çizilen bloglar ve sürekli yeni keşfedilen gruplar var. Çok iyi hatırlıyorum espiri olarak "Yahu post rock dinleyen bir kız bulsam hemen evlenirim" diyordum. Bu yönden bakarsak artık evlenebileceğim bir dolu kız var. (hehe)

Velhasıl diyeceğim o dur ki bu popularite beni nedense hep rahatsız etmiştir. Bir gün bu tarz patlarsa ve ben bu bloga bişeyler yazmazsam bilin ki rahatsızlığımdandır. Hatta dinlemekten bile vazgeçebilirim. Önce ki yazılarım da cümle aralarına sürekli artık kendini tekrar eden grupların "Post-Modernist" kavramını yitirdiğinden bahsetmiştim ki bu popularite artmaya devam ederse bu virüs Türkiye'de müzik yapan bir çok kişiye de bulaşacak ve korkarım ki bu "Tekrar etme olgusu" hızla devam edecek. Bugüne kadar çok rastlamadım ama üretmekte sıkıntı çeken ama bu tarzı yapmak isteyen insanların cover post-rock grupları kurduğuna falan da şahit olabiliriz. Ki bu daha korkunç. Çünkü bahsettiğim Post Rock'ın bu tür bir özelliği kaldırabilecek bir yapısı olduğuna inanmıyorum.

Beni tanıyanların "ee kardeşim sen de bu oluşumların içindesin, eleştiriyorsun ama çalıştığın iki grupta da vokal yok" diyeceklerini biliyorum ve cevap vermek istiyorum. Evet iki grubumda da vokal yok şu an için ki ısrarla sorulan Düş Macunu neden vokalsiz sorusuna da yanıt vermiş olayım bu vesile ile... Daha önce konuk olduğumuz iki radyo programında da bahsettik. Grupta üç tane vokal var ki bunların için de Asaf Sarıca bu işi profesyonel olarak Dinar Bandosun da aktif olarak devam ettiriyor. Geçmişte Fırat'ın ve Sinan'ın da benzer tecrübeleri olduğunu da sık sık hatırlatıyoruz. Şu an yok ama ileri de mutlaka vokalli bişeyler de gelecektir. Şu an sadece güzel müzik yapmayı düşünüyoruz ki grubun genel anlayışı olarak bir Post-Rock grubu olarak anılmak rahatsız ediyor gibi bir olgu var. Zamanla daha Progressive bir hale bürünebilir. Diğer grubum ile ilgili de evet Post-Rock yapmak için kurduk ama hiç alakasız bir tarz yapıyoruz ki çok sık bahsetmek ve merak uyandırmamak için bahsetmiyoruz sağ da, sol da çünkü hani biz bunu yapıyoruz diyebileceğimiz ne bir kayıdımız, ne de bir konserimiz var. Stüdyo da ve ev de sürekli çalışma halindeyiz.

Özetle tüm problem dinleyenlerin post-rock'ı farklı algılayıp, yorumlaması ile ilgili. "Ben bugün bunalımım ohh açayım da kafam daha çok bulansın" diye triplere girilmesi. Be güzel kardeşim sen bahane arıyorsun. Arama gir bunalımına kimse bişey demez. Müzik icra edenlerden gelecek en büyük korkum ise aradan 3 gün geçtikten sonra hatırlamayacağı bir post-rock bestesi yapması, kendini sürekli tekrar etmesi ve yabancı post-rock gruplarının etkisi altın da kalması.

Tabi bunlar olmazsa eğer tabi ki popüler olmasında da çok büyük bir ziyan olmaz. İyi yanlarından bakmak lazım hayatımıza post modern olma kavramı girse çokta güzel olur kanımca.

Rutinleşen hayatımıza renk gelir.

Dipnot: Kola*


Kola bir emperyalist üründür. Piyasaya girer, hızlı tüketimi aşılar ve tüketimi vazgeçilmez kılar, doyumsuzluğu öğretir. Tüketirken de bağımlılık yapar.

Kapitalizmin içeceğini soğuk içiniz.


Ohh yarasın.

05 Kasım 2009 Perşembe

Rüzgar-Motif



Bugün yeni bir beste yaptım. Dün başlayıp bugün noktaladığım bir beste.

Kafam da çok şey vardı. JS Bach, King Crimson, İsmimin sağ da - sol da tellaffuz edilmesinin verdiği rahatsızlık, eskiye dönüp baktığım da bıraktığım kırıklıklar, fazlaca yağan yağmur, ıhlamur, domuz gribi ile ortalığa yayılan obsesif haller, türlü türlü paranoyalar ...

1-2 haftadır doğru düzgün gitar çaldığımı da iddaa edemem. Aslında bunu biraz da bilinçli yapmaya başladım. Yeni bi beste yapacağım zaman genellikle alakasız şeyler dinlerim. Dün mesela Yakup Ekin, Kenan Doğulu, Yıldız Tilbe dinledim. Panzehir gibi düşünün. King Crimson ile dolmuş beynimi boşalttım böylece. Tabi elime gitarı aldığım da ise o aklımı alan melodi çıktı ortaya. Şu an size o besteyi dinletebilme imkanım olsaydı "hadi canım, yakup ekin dinledin ve bu melodi mi çıktı ortaya" diyeceksiniz. Hak veririm ben de olsam ben öyle düşünürdüm çünkü.

Neyse efendim. Beste yapmak kolay mı değil mi bilmiyorum. Lakin biliyorum ki mantığı yerine duyguları ile yaşamayı tercih etmiş insanlar için çokta zor değil.

Daha önce herhangi bir beste ile ilgili böyle bir yazı göndermedim bloguma. Bu sefer yazmak istedim. İçimde ki bu garip hisleri açıklamaz belki ama bugün heralde 100 e yakın tekrar tekrar dinlemişimdir. Tabi dinledikçe düzelttim. Son halini verdim şimdilik. Yağmurun Bukalemun Etkisi'ne yakışacak bir beste olduğu kanaatindeyim. Uğurcan'ın yaptığı yorum gibi "dumura uğratacak" nitelikte birşeyler oldu.

Neden Rüzgar-Motif?

Açıkçası besteyi yaparken için de biraz arabesk nağmeler olmalı ön yargısıyla yaptım -ki bu Halil'le aldığımız bir karardı. O yüzden o ruhu yaşamak istedim. Besteyi ilk dinlediğim de böyle osmanlı dokularıyla bezenmiş çevreler geldi gözümün önüne. Alıntılar birbirini kovaladı. Motif bu dokuların ismi oldu. Tabi bu motif kelimesi ebruli sanatını andırdı bana. Rüzgar ise bu olayın süsü gibi çöktü üstüne Motif'in.

Rüzgar-Motif'in ilk ağızdan çıktığı an da hikayesi de belirdi zihnimde. Rüzgar'ın altın da Ebru yapan yaşlı bir adamın şarkısı olmalı dedim. Böyle geniş düz bir arazi, etrafta fazla ağaç yok. Adamın o rüzgar ile ebruya şekil verdiğini hissettim. Saçları dökülmüş, sakalı ağarmış bir adam bu. Hafif sıyırmış olma ihtimali de yüksek.

Şimdi aşırı miktar da dredg dinlediğim den ötürü leitmotif albüm isminden esinlediğimi falan düşünenler olur. Siz söylemeden ben söyleyeyim. Öyle bir düşünce ile koymadım bu ismi.

Neyse efendim, böyle işte. Oldukça heyecanlı ve duygusal bir durumdayım. Bu şarkı ne zaman çalınır, kaydedilir, yayınlanır. İnanın ben de bilmiyorum. Lakin bunu çok istiyorum.

Sevgiyle, Esen Kalın!
(...)

01 Kasım 2009 Pazar

Albümlerde ki Seri Şarkılar


Tam olarak teknik bir tanımı var mı bilmiyorum. Varsa lütfen düzeltin beni. Vereceğim örnekler de çok daha iyi anlarsınız. Lakin özetliyim. Albüm de bir başlık altın da toplanıp, farklı tanımlamalar yapılan şarkılar var ve bu şarkıların boyutları genellikle ufak ve tam manasıyla şarkı niteliği taşımıyor. Daha fazla deneysel ve konsept.

Örneğin;




King Crimson - In the Wake of Poseidon

Peace Serisi;

Peace: a Beggenning
Peace: a Theme
Peace: an End


Camel - Nude

The Last Farewell Serisi;

The Last Farewell: The Birthday Cake
The Last Farewell: Nude's Return



Dredg - El Cielo

Brushstroke Serisi;

Brushstroke: New Heart Shadow
Brushstroke: Walk In The Park
Brushstroke: Reprise
Brushstroke: An Elephant In The Delta Waves

Dredg - Leitmotif

Movement Serisi;

Movement I: @45N. 180W
Movement II: Crosswind Minuet
Movement III: Lyndon
Movement IV: RR
Movement V: 90 Hour Sleep

Dredg - The Pariah, The Parrot, The Delusion

Stamp Of Origin Serisi;

Stamp Of Origin: Pessimistic
Stamp Of Origin: Ocean Meets Bay
Stamp Of Origin: Take A Look Around
Stamp Of Origin: Horizon

Mesela Pink Floyd'da bir çok albümün de benzer hadiseleri yapmış ama Part olarak ayırmış.

A Momentary Lapse of Reason albümün de iki adet seri şarkı vardır. "New Machine, Part". 1 ve "New Machine, Part 2" şeklin de.

Albümlerin enteresan yanlarını seviyorum.

Aklıma geldikçe blog'a eklerim.

(...)

31 Ekim 2009 Cumartesi

Scythelence: Hava Durumuna Göre İdeal


Eğer hava durumunu ben sunsaydım şöyle derdim:

Evet sevgili İstanbullular bugün İstanbul'da Yağmurlu ve Soğuk hava hakim. Hatta yer yer keşfi doğru yapanların evlerinin tepesin de bir Ambians ve Yaylılar grubu müthiş konserler veriyor.

Scythelence;

Bu tanımlama için uygun bir hareket. Ne biliyorsun diyeceksiniz bu adam hakkın da vallahi ne yalan söyleyeyim hiç birşey bilmiyorum. Klasik müziğe sardığım bu günler de Neo-Classical / Ambient tanımlasını görünce bu da ne ola ki? diye atlayıp, indirdiğim bir adam ve Post-Romantic Syndrome albümü.

Tek başına, Myspace adresin de ki resimleri görünce aaa aynı Gökhan Kırdar dediğim adam. Bizim Gökhan Kırdar'ın Rus hali.

Müzikleri ise tanımlamaya uygun şekil de gerçekten ben ilk defa dinlesem Ambient'i direk yapıştırırdım. Lakin Neo- ibaresi bana hep ucu açık geldiğinden boş bırakabilirdim. Abimiz hakkaten adamı öldürecek kadar ambient'e boğmuş. Ama diyorum eğer kafanız gerçekten bulanıksa açıp dinleyeyim demeyin. Çok ciddiyim. Tehlikeli bir müzik nihayetin de.


http://www.myspace.com/scythelence

Myspace adresin de albümü ücretsiz olarak indirebileceğini linkler mevcut.
(...)

29 Ekim 2009 Perşembe

65daysofstatic: Filmde ki hızlandırılmış kareler


Geç gelmiş bir yazıdır. Grup ile tanışmam o kadar eski ki nerden baksanız 1,5 yıl vardır. Hep niyetleniyorum yazmalıyım, yazmalıyım. Sonra diyorum yok dur daha yeteri kadar done yok elinde.

Artık yeter diyorum ve hala tanışmadıysanız ....

"65daysofstatic"

Şaşırılmayacağı üzere İngiltere/Sheffield tan çıkmış en kısa anlamın da Post-Rock grubudur. Tabi olayı deşince sadece post rock grubu olarak bakmıyorsunuz. Özellikle davcuları Rob Jones'un öyle garip bir performansı vardır ki Math-Rock denen hadisenin sanırım en iyi 3 örneğinden birini gösterir. Bu Rob amcamızın tekniği gerçekten takdire şayandır. Aksini iddaa edemicem, gitarlardan çok davullarını dinliyorum. Bir sıralama varsa bu 65daysofstatic için davullar,gitarlar ve bas şeklindedir kuşkusuz.

İsimlerini bir John Carpenter filminden almıştır.

The Fall of Math, One Time for All Time, The Destruction of Small Ideas ve son olarak bu yıl için de Escape From New York albümlerini çıkartmışlardır. -ki söylemeden edemeyeceğim son albümde ki await rescue inanılmaz bir
parçadır.












Tabi albümlerin dışında da bir çok EP ve çalışmaları mevcuttur. Myspace adreslerin de bir çok video ve şarkı vardır.



"Farklı şeyler dinlemek istiyorum" diyenlere öncelik olmak birlikte tabi tüm herkese tavsiye etmek boynumun borcudur.





26 Ekim 2009 Pazartesi

the Non - The Helium Project (Live Performance)

The Non - Tadaima from The Helium Project on Vimeo.



The Non - Cloud Collision from The Helium Project on Vimeo.


19 Ekim 2009 Pazartesi

500Won Project Efsanesi: Kore

Luvstory'nin sigur ros & mogwai ikilisinin yaptığı sanıldığı için ve hakların da internette hala bile bilgi bulunmadığı için bir şehir efsanesi olarak kalacağını sandığım gruptur. Korelidir. Kesin ve net bilgiler yoktur haklarında. Um Han diye bir albümleri vardır.

Tam bir sır oldukları için ya da benim araştırma da ki beceriksizliğim de diyebilirsiniz buna MrKwang olarak myspace adresin de Luvstory Pt2 adında farklı bir versiyonu vardır

http://www.myspace.com/mrkwang


Luvstory dinle...


Lunar Node: Singapur

Düşük metronomlu post rock yerine daha böyle shoegaze havası barındıran ve delay ile oluşturulan ambiansların hayranıysanız Singapur'dan gelen bu rüzgar sizi denizden çıkıpta esnerken yüzünüze vurup mayıştıran tatlı uyku haline sokabilir.

Exploring Unknown Territory adın da bir EP'leri mevcut bu güzel grubun. İçin de 5 adet dinlenebilir Post Rock şarkısı var.

-ki sırasıyla şöyle;

Cerveceria
Drone
Times Escape
Narcolepsy
Voiding The Negative

Drone'u dinlemenizi ayrıca tavsiye ederim. Tam böyle sizi bilmem ama benim sevdiğim bas riffleri mevcut. Davulcunun o dur-kalk hareketleri tam yerinde olmuş diyebilirim.

Post Rock'ın en vazgeçilmez tonu kesinlikle Delay'dir. Daha sonra Distorsionlar falan gelir. O delay'ın için de kaybolabilirsiniz ancak. Sonrası sizi sürüklüyor zaten. Lunar Node bunu yakalamış. Times Escape'de bunu anlayabilirsiniz.

Ariff, Asyraf, Brice, Daniaal ve Gerald 5'lisinden oluşuyor grup.

Singapurdan gelen bu güzel esintileri muhakkak ki siz de merak etmişinizdir.

Öyleyse buyurun link dinleyin.

Lunar Node - Dinle






Angela Gossow


Sessiz kalmak en iyisi :)

16 Ekim 2009 Cuma

Güneşin Aynasında



Böyle bir şarkıya ne yorum yapılabilir ki?

15 Ekim 2009 Perşembe

Rega: Başka Türlü Post Rock!

Biri Post Rock Kasvetli mi dedi? Tekrar düşün ya da Rega Dinle!

Post Rock Uzakdoğudan Nasıl Duyulur? yazılarımın birinci grubu olarak Rega'yı seçtim. Çünkü; bu yazıları yazmama sebep olan grup Rega'dır.

Rega Japonya'lı bir grup. Ne kadar Myspace'lerin de Indie Rock olarak genelleyip bıraksalar da dinledikten sonra "hadi canım bu indie ise biz daha önce bu dünya da yaşamıyorduk" diyebilirsiniz.




Rega'ya tarz olarak post rock diyebilirsiniz ama o alıştığımız ve sıkılmaya başladığımız birbirini takip eden, kasvetinden midemizi bulandıran ve tarzın adına yakışır "post" eylemler yapmayan gruplar o kadar çoğaldı ki şimdi Rega dinleyince "aa bu başka" diyebiliyorsunuz. Çünkü; Rega oldukça dinamik, hareketli ve eğlenceli... Bilmediğimiz bir post rock bu... içinde Jazz esintileri var.

Million ismin de albümleri mevcut. Myspace'den şarkılarını dinleyebilir hatta Dosei performanslarını da video olarak izleyebilirsiniz.

http://www.myspace.com/officialrega


(...)

Post Rock Uzakdoğudan Nasıl Duyulur?


Öyle kabataslak bir göz gezdirirken gözüme çarpan gruplar oldu. Zamanla paylaşacağım bunları. Singapur, Çin, Japonya kökenli post rock grupları.

Kuşkusuz çok farklı kültürleri var. Benim şu ana kadar dinlediğim en iyi gruplardan biri 500won project'ti... Ki bilen bilir herkesin sigur ros & mogwai cover'ı sandığı Luvstory şarkısının esas sahipleridir.

Evet bakalım neler çıkacak altından...

Takipte kalın

12 Ekim 2009 Pazartesi

Battle of the Bands '09 -Kazananları

İlk üçte ki 2 isimi doğru tahmin ettim. Bu da bir başarı nihayetin de ... Kamra konusunda ki görüşlerim de haklı çıkmış olma ihtimalim de yüksektir.

1- Control + Z
2- Lyra Vals
3- Sabri Aydın Band

Yolları açık olsun :)

11 Ekim 2009 Pazar

Biletsiz Yolcunun Hikayesi


Herkesin hayatın da kaçak yolculuk yaptığı bir hikaye vardır. Tüm risklere rağmen binersin o trene ve gidersin.

tabi kondüktör gelip seni bulana kadar.

En yakın durakta inenlerden olman her daim muhtemeldir.

Biletsiz Yolcunun Hikayesi


Dinle!

Mp3 Olarak Kaydet!

Mehmet Sinan Güvenç
Biletsiz Yolcunun Hikayesi
11,9 MB

05 Ekim 2009 Pazartesi

Battle of the Bands '09 - Ben Jüri Olsam

Roxy'de yaptığım kendi çapımda ki jürilik hoşuma gitmişti. Battle of the Bands'09 da da yine aynı göreve soyundum.

not: kimseyi değerlendirmek haddime değil o yüzden çok takılmayın ben kendi çapımda eğleniyorum. :)


önce finalistlerimizi verelim,

–Asit (İstanbul)
–Bordo (İstanbul)
–Control + Z (İstanbul)
–Dren (İzmir)
–Jukebox (İstanbul)
–Kamra (Ankara)
–Lyra vals (Manisa)
–Nazif Tunç ve Uykusuzlar (İstanbul)
–Sabri Aydın Band (İstanbul)
–The Lie (Tekirdağ)

takip ettiyseniz hemen farkına varmışsınızdır. Lyra Vals, Nazif Tunç ve Uykusuzlar, Sabri Aydın Band ve The Lie roxy müzik günlerinde de finalistti. Ayrıca yine roxy mg. finalistlerinden güray binay & psycho pop bildiğiniz üzere geçen sene bob'un birincisiydi. Bir yerde iyi oldu Roxy'de ne demiştim bu gruplara şimdi ne diyeceğim. Kendimi görücem. Bu arada roxy'de yanılmadığımı ve Softa'nın dediğim gibi birinci olduğunu da hatırlatmak isterim. (hahaha)

Roxy'den esen rüzgarlar ile ben Jüri olsam yazımıza başlayalım.


1- Asit (Pop Punk, Indie, Elektronika) - http://www.myspace.com/asitband

Acilen myspace sayfalarını düzeltmeleri gerekmektedir. Mozilla Firefox kullanıcıları hiçte azımsanmayacak kadar çoktur. Yazıların ve resimlerinin görünmemesi kendi tercihleriyse tabi bişey diyemem. Tek bir şarkıları var. Bascıları tam isabet olmuş. Beğendim güzel çalıyor. Referansları'da sağlam görünüyor. Dream TV Ar-Ge olaraktan...

Ritmik, hareketli şeyler her zaman insanları içine çeker bu gerçek. Sonlara doğru biraz kreş vari bir hava sezdim eğer en iyi şarkıları bu değilse ve canlı performansları da iyi ise ilk üç'te olmaları kaçınılmaz olur.

2- Bordo (Rock, Pop, Funk) - http://www.myspace.com/bordoband

Yine pop, funk kökenli bir grup. Muhtemelen kayıtlardan tabi ki ama ilk şark ıda gitarları daha yüksek duymayı isterdim kendi adıma. Vokal bu tarza göre değil gibi geldi ama kayıtlar yanıltabilir bişey diyemem.

Myspace sayfaları güzel en azından üstüne düşmeleri hoş olmuş. Düzenli olarak sahne alan bir grubun performansı da gayet iyidir ki tarzından ötürü eğlendirmesini de çok iyi biliyorlardır. Hiç izlemedim lakin çok derin şüphelerim yok. Kanal 1 röportajlarıda mevcut ayrıca

Yine de yeni bişey yok be abi.

3- Control + Z (Alternatif, Elektronik, Rock) - http://www.myspace.com/bandctrlz

Control + Z yeni görüp, dinlediğim bir grup değil. Uzun zamandır görüyorum. Grup logolarını ne zaman görsem aklıma ernie ball marka gitar telleri gelir.

Control+Z yerinde duran bir grup değil yavaştan yükselen bir grup en son Foça'da sahne aldıalr diye hatırlıyorum. Sound olarak o zor olan şeyi oturtmayı başarmışlar. Özellikle bu tür müzikte doğru elektronik öğeleri kullanmak kolay bir iş değildir. Bunu dengeli ve güzel bir şekil de yapmışlar. Grubu baya ön plana çıkartmış diyebilirim. Tarzlarının itici değil aksine her zaman piyasa da tutunacağı da bir gerçektir. Vokallerinin iyi ama bazı yerler de kendi sınırlarının dışına çıkıyormuş gibi yapıp geri döndüğü oluyor.

Yine Dream TV'ye çıkmış olan gruptur ayrıca. Gerçek jürilerin referans değerlerinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor ki eğer siz de grubunuzla bu yarışmaya girecekseniz bu türden bir referansınız yoksa 1-0 yenik başlamanız kaçınılmaz. Sanırım risk meselesi.

Roxy eleştirilerimden birini de yapmak istiyorum. Neden Control+Z? Türkçe müzik yapıp, hem de bunu çok güzel yapıp ve yine dinleyici çoğunluğu Türk olan bir grup neden ismini Türkçe koymaz. Garip geliyor bana ...

Tahminime göre ilk üç'te ki yeri garanti olan gruptur.

4- Dren (Alternatif, Rock) - http://www.myspace.com/banddren

İzmir'li bir gruptur Dren. 2006 yılında kurulup yoluna devam eden gruptur. Şu ana kadar dinlediğim gruplar içinde ki dinlediğim en iyi vokal. Sebebi Sorma şarkısının trafiğini, gitarlarını beğendim. Bas gitarları biraz daha ön plana çıkartmaları grubu bir adım daha ileri götürebilir kanımca. Neden'de davulcunun performansı çok iyi söylemek isterim.

Myspace sayfaları direk grubun ilk görüntüsü olduğu için her gruba bişey yazasım geliyor. Sanırım bir kodlama sorunları var. Grup üyeleri kısmını düzeltirlerse sayfa genişleme sorununu çözerler. Eğer okurlarsa ben söyleyeyim söze çözümü. :)

her ismin başı ve sonuna <> .... < / p > kodlarını girin düzelir. Böylece o noktalardan kurtulursunuz.

Velhasıl yarışmaların ikinci olması kesin grupları vardır. O grup işte Dren'dir. Biraz imaj eksikliği var genel olarak. Onu toparlarsalar birinci de olabilirler bence ...

5- Jukebox (Rock, Pop) - http://www.myspace.com/jukeboxistanbul

Ben de nerede bu bayan vokaller diyordum. 5. grupta geldi. Jukebox peyote gruplarındanmış. Myspace tasarımları güzelmiş. Beğendim. İlk şarkıları Şeytan Seni Görüyorum güzel, eğlenceli bir parça. Ne kadar Rock, Pop tarzına sığınsalar da tarzlarına göre ara ara math rock öğelerine de rastlanabilir. O yüzden davulcuya saygılarımı yolluyorum. Umarım böyle shoegaze, post rock ayarın da ikinci bir grubu vardır.

Oldukça yoğun bir konser takvimi ve sağlam referanslara sahipler. şöyle göz ucuyla baktığınız da bunu rahatça görebilirsiniz. 3 şarkılık bir EP yayınlamışlar. Şu ana kadar ki dinlediğim gruplar arasında sanırım en aktif olanı Jukebox...

Soundlarını beğendim ama vokal için aynı şeyi söyleyemem. Tabi buna takılmayın ben bayan vokallerin alayına karşıyım. (melanie pain ve kazu makino ayrı onları karıştırmayalım). Yine isim konusunda görüşlerim aynı.

Ucu açık ama ilk üç te olmalarına gerek yok. Zaten yeteri kadar ön plan da ve aktifler. Yolları açık. Ben olsam seçmezdim.


6- Kamra (Experimental, Progressive, Rock) - http://www.myspace.com/kamramuzik

Kafadan yaptıkları tarzdan ötürü sevdim. Uygulamada da başarılı iseler kafan birinci bile derim. Lakin arpejlerle iyi girdiler. Hafif mistik bir giriş ve opeth vari bir başlangıç iyidir her daim bu tarz için. Klavyeler biraz daha arka planda olmalıymış vokali bastırmış. Vokal bu arada gayet iyi. Basların bazı yerler de klavye'yi takip etmesi anlamsız. Kicklere bak abi kicklere diye söyleyesim geldi. Klavyecileri değişse ya da biraz törpülerseler dengesini hakikatten çok önde ve bu sorunu düzeltseler baya efsane olurlar...

Pink Floyd ve King Crimson etkileri kaçınılmaz ve hoş. Olayın ayrıntısını yakalamışlar. Ankara'dan güzel şeyler çıkmaya devam ediyor. Türkiye'de buna cesaret eden ve iyi işler yapan insanları görmek hoş. Biliyorum seçmeyecek bizim endüstriyel müzik piyasasının elemanları ama hani seçilmeseler de gönlümün birincisi Kamra'dır.

Dinleyin :)

7- Lyra Vals (Rock, Alternatif, Metal) - http://www.myspace.com/lyravals

Roxy'de yaşadıkları sorundan ötürü soundcheck alamadan sahne almış grup. O gün baya canlarını sıkmıştı bu hadise. Buna rağmen güzeldi. İstanbul, Ankara dışından çıkıp gelmeleri oldukça hoş her ne kadar bir kısmı sanırım İzmir'e dayansa da...

En ünlü şarkıları Matruska grubun. Vokalin performansı oldukça iyidi. Roxy yorumlarında da 8 Puan'ı direk vermişim. Türkçe'den kaçmalarından dolayı puan kaybettirmişti.

Bu sefer şansları yaver giderse ikinci İstanbul çıkarmalarından zaferle dönmeleri de şaşırtıcı olmaz. İyi ve sürükleyici müzik yapıyorlar.

Umarım isimlerini de değiştirirler.

8- Nazif Tunç ve Uykusuzlar (Rock) - http://www.myspace.com/naziftunc

Sanki böyle birşey eksikmiş gibi geliyor bana yaptıkları tarzda. Hani o şey olsa olucakmış gibi bulamadım ama o şey olmayınca olmuyor. Roxy için'de orta seviye bir yorum yapmışım.

Sound güzel, eğlenceli. Disco Boi'de ki bazı eleştiriler oldukça yerinde ve söylenmesi gereken şeyler gibi geldi. Dikkatle dinlemeli. Amaçlarının böyle ünlü olayım, şan, şöhret, efsane olmak değil bana göre ... baya bildiğiniz ironi yapıyorlar.

İlk üç tabi zor ama yarışma da olması gereken bir grup.

9- Sabri Aydın Band (Progressive, Deneysel, Rock) - http://www.myspace.com/sabriaydin

Roxy için söylediklerimden farklı şeyler söylemeyeceğim. İsme dayalı projelere hala anlam veremiyorum. Ha ama şimdi gruptan biri çıksa sanane ulan biz razıyız derse e tabi bişey diyemem.

Biraz değişiklik var. Mesela Break o beğenmediğim gitar riffleri (teknik olarak) elektronik bir alt yapıyla çalınmış. Çok zıt kaçmış be abi.

Tabi hatrı sayılır seveni var bu tarzın ilk üçte olması şaşırtmaz.


10- The Lie (Rock, Rap, Alternatif) - http://www.myspace.com/thelietr

İlk roxy yorumu'mu Türk olmayan The Lie'ye yaptım. O yüzden geçerliliği olmayan bir yorumdu. Yine yabancı isim problemi buna sebep oldu diyebiliriz. He yine gruptan biri çıkıp sanane ulan iyi araştır o zaman derse de susarım.

Myspace tasarımları oldukça güzel. Hatta tüm gruplar arasında en iyisi diyebilirim. Tarz olarak çok uzaktalar bana bilgim olmayan bişey konusunda değerlendirme yapmam da doğru olmaz sanırım.

- - - - - - -

10 grubu'da dinledim, olmayan müzik kültürümle değerlendirdim. Tamamen dinleyici gözüyle baktım. Tabi şey de var mesela bazı gruplar dinlendikçe sevilir. Burada yok abi olmamış dediğim kişileri zamanla sevebilme ihtimallerim de var. Umarım severim, herkesin yaptığı müziğin sevilmesi güzel bir şeydir. Ama o gün yarım saatlik performanslar da bu kafayla değerlendirileceği için ben de ona göre ilk üç'ü buraya yazıyorum.

1-Kamra
2-
Lyra Vals
3-
Control+Z ya da Dren

Bu dört gruptan Kamra kesin birinci yazdım ama diğer üç gruptan hangisi ikinci ya da üçüncü olursa şaşırmam. O yüzden üçü de ikinci gibi bakın siz. :)
(..)

04 Ekim 2009 Pazar

Güzel Haber / 12 Kasım Düş Macunu@Balans

3 farklı rüya'da biri ben olmak üzere sürekli iki kişinin sahne alması beni offlar mofflar içinde uyandırdı. Sabır diliyorum allahtan...

Tüm bu şok rüyalardan sonra güzel bir haber ile uyandım.

12 Kasım'da God is an Astronaut Jolly Joker Balans'ta konser vereceğini size duyurmuştuk ve sürprizlerde olabilir demiştik.

Beklenen sürpriz oldu. Açıklıyoruz.

12 KASIM'DA DÜŞ MACUNU OLARAK GOD IS ASTRONAUT İLE AYNI SAHNEDE OLACAĞIZ.

Görüşmek üzere...

Rüyalar gerçek olsa / bir kısmı olmaya başladı ama öbür kısmı ...

30 Eylül 2009 Çarşamba

Mehmet Sinan Güvenç - Nötr (2009)

Albüm haline getirdim.

İndirmek için buyurun Link.

Mehmet Sinan Güvenç - Nötr (2009) İndir


Rar Pass için mesigu@gmail.com mail atmanız yeterlidir.

Yeni Adres, Yeni Şarkılar




Myspace'in engellenmesinden sonra elektronik çalışmalarımı paylaşmak için açtığım yeni site ve yeni besteler ile tekrar sizlerleyim.

Buyurun dinleyin keyifle ...

Playlist:
-Agresif Çizgiler
-Can You Feel Me?
-Intro
-Derin
-1095
-Kare Hayaller (ft.Benay)
-Toz

http://www.purevolume.com/mesigu

(..)

28 Eylül 2009 Pazartesi

God is an Astronaut Konseri Biletleri

Ambient Rock'ın En Önemli İsimlerinden GOD IS AN ASTRONAUT Türkiye'de!!!
12 Kasım 2009 - Jolly Joker Balans

İsimlerini ünlü yazar Erich Von Daniken'in "Tanrıların Arabaları" adlı kitabından alan İrlandalı grup GOD IS AN ASTRONAUT ambient, electronic ve rock müziğin kusursuz harmanını yapmakta. Enstrümental şarkılarıyla dinleyicilerini astral yolculuğa çıkaran grup 12 Kasım gecesi uzay gemilerine Türk hayranlarını bindirmeyi planlıyor.

Sınırlı sayıda bilet 2 Ekim Perşembe gününden itibaren satışta!
20 Ekim'e kadar 40 TL!!!

Bilet Satis Noktalari:

PENA MÜZiK (Besiktas) (212 259 01 95) Kredi Karti Gecmektedir
HAMMER MÜZiK (Kadiköy) (216 348 99 9 Kredi Karti Gecmektedir
DOROCK (Taksim) (212 244 32 16) Kredi Karti Gecmektedir
MEPHISTO (Kadiköy) (216 414 48 66)
ZERO (Kadiköy) (216 347 27 37)
MEPHISTO(Taksim) (212 249 06 87)
RIOT (Bakirköy) (212 572 84 16)
KIRKE (Bakirköy) (212 660 29 62)

http://www.godisanastronaut.com

http://www.mood-pro.com

Not: Biletix'te komisyon dahil 45 TL

twitter.com/mesigu

Nur topu gibi bir twitter sayfam var artık. Benim neyim eksin değil mi? :)

Twitter.. Twitter..

27 Eylül 2009 Pazar

Çoktular Ama Hiç Yoktular

alabora olmak istemem
bindiğim bu teknede
rüzgar sert biraz
galiba poyraz
hani gidecektik başka yere
çoktular ama hiç yoktular




Her kalbim acıdığında sana sığınıyorum be abi. Tabi artık acıyı daimi kılmak yerine gülüyorum. Gülmeyi öğrendim. Şarkılar Senindir bilirsin sende aldanırsın, beklentilere girersin falan tabi sonu hüsran olur. Hayır merak etmiyor değilim. Her defasında daha bir farklı uyanıyorum sabaha.

Başka şarkılarında başka hayatlara merhaba mı diyelim? Ne dersin abi?

24 Eylül 2009 Perşembe

Konser... Konser...

Bu ay eğer bir aksilik olmazsa düş macunu ile iki konser verme şansımız olacak. Dinlemek isteyen içinde bir şans olacak tabi. İkinci konser sürpriz olsun biz ilkini açıklayalım.

Yine Peyote'deyiz zaten evimiz orası biliyorsunuz. Bu sefer iptal olan iki konserimizden sonra cumartesi çalma keyfine erişeceğiz. Mutluyuz. Ispanak ile birlikte sahne alıcaz. Ondan da ayrıca mutluyuz. Güzel bir gün olacağından hiç şüphemiz yok.

Yine Peyote takviminden güzel bir haber daha vereyim. Son Roxy Müzik Günleri'nin birinicisi Softa'da ilk defa peyote sahnesinde olacaklar. Onlar da bizden iki gün önce yani 15 Ekim'de Trubadoor ile birlikte sahne alacaklar. Çok büyük aksilikler olmazsa şiddetle gitmeyi istediğim konserlerden biri olacak. Hatta ailece gideceğiz.

Bekleriz efendim.

Post Rock "Güncel Haber"


God is an Astronaut 12 Kasım akşamı Jolly Joker Balans'ta olacak. Bilet fiyatları ve detayları henüz kesinleşmedi lakin bunu sabırsızlıkla bekleyen bir çok insanın olduğunu da biliyorum. En son 2007 Barışa Rock'ta izlemiştik kendilerini. Az da olsa dinleme fırsatını yakaladım. Kafam başka yerlerde olduğundan. Eğer bu sefer bilet fiyatları uçuk olmazsa gidip yakından izlemek istiyorum.

Diğer bir haber ise yeni bir site keşfettim. İnceleme fırsatım tam oldu diyemem ama içi dopdolu gibi geliyor bana. Buyrun siz de keşfedin.

www.postrocking.com

King Crimson üzerine


eğer virtüöz olmak yerine komple bir gerçek sanat eseri nasıl yapılır merak ediyorsanız mutlaka dinlemeniz ve oturup analiz etmeniz gerekmektedir. kendi içinde matematiksel işlemler vardır. onları size çözer, sağlamasını yapar ve alternatif ikinci hatta üçüncü çözüm yollarını da gösterir. aynı bach gibi ...

eğer günümüz de hala king crimson veya ona yakın bir grup yoksa, olmadıysa burada hatayı sadece dinlenebilen iyi müzik mantığıyla bakmakta aramalıyız. şimdi biri çıkıp derse "müziğin kolaylığı, dinlenebilirliği de kolaylaştırıyor" kalkıpta yok arkadaş senin yanlışın var. "hayatında king crimson dinlemedin mi hiç?" diye sorarsınız o da size. "hıı dinledim gürültü, şarkılar çok uzun darlandım" der. bu ön yargıda bizi sürekli tüketilen basit melodiler, ritmler, sözler döngüsünde sürekli erozyona uğrayan, yok olan eserler ile başbaşa bırakır. bakın bu gün neden herkes grunge öldü der? ya da diğerleri ... elbette grunge iyidir güzeldir. severiz dinleriz ayrı mesele ama tüketimi de o güzelliği kadar hızlı. çünkü kalıplar belli, metodlar belli ... king crimsondan yola çıkarak progresif rock'ın ölümsüzlüğüne bağlıyorum. pink floydlar, camellar, king crimsonlar ... hepsi 70 lerin grupları... hala popularitesini, saygınlığı koruyorlar. çünkü onlar bu müzik denen olguyu ince bi detay gibi görüp, hızlı yenen yemek gibi sindirmeden bağırsaklara göndermediler. İyice çiğnediler, sonra yuttular ve rahat bir uykuya daldılar. daldıklarında ise rüyalarını yaşadılar. İşte bu yüzden önemlidir bir enstrumanist için king crimson'ın, pink floyd'u yada diğer benzeri efsaneleri sadece dinlemekten ziyade analiz etmek...

tabi genel değerlendirmem dinleyiciden ziyade enstrumanistler içindi.


(mesigu - 24/09/2009 01:49:56)



Müzikal Sözlük, King Crimson
http://www.muzikalsozluk.com/ebkz.asp?i=oi&a=17161

21 Eylül 2009 Pazartesi

Yol Şarkıları vol.1


Sevgili takipçilerim öncelikle Myspace, Last FM'i engelleyen zihniyet ve kısmende olsa arada bir girme de sorun yaşadığım blogger'ı artık mahkeme'mi yoksa TTnet'in manyaklığımıdır nedir bilmiyorum açılmadığından ötürü sevgili büyüklerime bir demet dolusu kaktüs yolluyorum. Ona da layık değiller ama olsun ...

Neyse velhasıl şu an bu yazıyı okuyorsanız şanslı kişilerden birisiniz ya da Tunnel'ler aracılığı ile ulaştığınızdan ötürü zekisiniz. Çabanızı takdir ediyorum.

Ocak ayında ehliyet kursuna yazılmam üzerine baya hayal dolu geçmiş ve geleceke dair şeyler yazmıştım. Ağustos'ta şükürler olsun ehliyetimi cebime koydum. Kamil dedem sağolsun. Yoksa hala emniyette dinleniyor olacaktı ehliyet.

İtiraf etmeliyim ki ehliyetim olmadan bizim evin çevresinde dolandım ama panik arabayı kötüde olsa kullanmama rağmen dinmedi. Ehliyeti ne zaman aldım cebime koydum derin bir Ohh çekip panik havasını attım üstümden. Yine Kamil dedem sağolsun bir iş için gittiğimiz Şile'den dönerken arabayı bana verdi. Kazasız, belasız ve Kamil dedem'in takdirini alarak arabadan indim ve panik yerini derin heveslere, heyecanlara bıraktı. Daha sonra yine kısa mesafelere git geller tabi abim yanımdayken oldu. Daha sonra abim de bıraktı beni bir başıma ve bir başıma artık bu işi kıvırmalıyım dedim. Evet sonunda onuda başardım. Hala tecrübem yok ama artık sağa-sola rahatça gidebilecek kadar araba kullanabiliyorum. Gerçekten büyük keyif ve mutluluk ile tabi ki... Bu arada size o E5'in yoğun ve karışık trafiğinde iki kez Kaynarca'dan eve döndüğümü söylemiş miydim? :)

Efendim arabam yok şimdilik ama bu büyük heyecanlar çerçevesinde taa eskilerden kalma hayallerim vardı. Araba'da giderken Radyo Eksen dinlemek gibi ... Tek sürdüğümde bunu gerçekleştirdim. İnanılmaz bir haz ve keyif olduğunu üstüne basa basa söylemek isterim.

Hayaller zincirim tabi var olan Cd çalardan ötürü evde ki arşivime kadar uzandı. Eğer bir aksilik olmazsa ve kısmet olursa Perşembe günü Hava Limanına Git-Gel yapacağım. Dönerken tek döneceğim. Şimdiden bir yol şarkıları CD si hazırlamaya başlıyorum.

Kafamda kesinlik kazanmış 3 şarkı ile başlıyorum. Baya şu an yazıyı yazarken canlı olarak seçip yazıyorum.

Yol Şarkıları Vol.1

1- Coldplay - Don't Panic
2- Coldplay - Shiver
3- Travis - Happy to Hang Around
4- Camel - Mystic Queen
5- Chevelle - Forfeit
6- DANdadaDAN - Kara Araba
7- Dredg - Zebraskin
8- Dredg - Ireland
9- Dredg - Lightswitch
10- Dredg - Mourning This Morning
11- King Crimson - Book of Saturday
12- Marketa Irglova - The Hill
13- Nouvelle Vague - Love Will Tear Us Apart
14- Opeth - Windowpane
15- Opeth - Ending Credits
16- Tool - Vicarius
17- The non - Parade Arrangement

*,

İlk Playlist'imi böyle seçtim. Yolculuk eden herkese, iyi yolculuklar ve kazasız belasız yolcuklar dileriz.

Ayrıca hız göstergesinin en soldan en sağa gelmesinin bu işin keyfinden çok daha değerli olmadığını da söylemek isterim. Tüm yolun keyfini çıkartarak ve Playlist'i bitirerek eve gelmek dileğiyle.

Bu playlist ile yolculuğun verimi konusunda sizi aydınlatacağım.

Devamı Perşembe Akşam Üstü!

19 Eylül 2009 Cumartesi

Myspace Engellendi

Akp nin iktidar olmasından sonra insanların özgürlüklerinde çok ciddi kısıtlamalar geleceğini düşündüm hep. En çokta müzikle ilgili olan şeylere. Sonuçta adamların zihniyetinde bu olaylar aykırı ses niteliği taşıyor. Halbuki adamın anladığı dilden müzik yapsak ya. O zaman böyle olmazdı. Değil mi?

Myspace dünyada 19 milyon küsür müzik grubuna hizmet veren bir site. Taa anasının nikahında ki bir ülkede Shoegaze yapan bir guruba ulaşmanız mümkün. Hatta onlarında size ulaşması mümkün. Dünyayı müzik adına bu kadar küçültmüşken nedendir bu engelleme. Hani müzikle uğraşmak zordur. Siz ne kadar maddi gelir yerine manevi getiriyle ilgilensenizde malum Türkiye şartlarından ötürü size hop ne oluyor bakalım. Gir adam gibi bir yerde çalış derler. Kardeşim özgürlüğüm var sanane diyemiorsun. Onlar böyle istiyor çünkü.

Küfür edesim var etmeyeceğim. Onu bile haketmiyorlar.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Damnation

Dün gece halille bir kez daha damnation'ın hayatımıza girmiş en iyi 3 albümden biri olduğuna kanaat getirdik. Özellikle 2 gündür Closure ve Ending Credits ile yatıp kalkıyorum ve Ohh be olay budur diyorum. Closure'u özellikle incelediğimiz de Camel- Rajaz albümünden esintiler var. O yüzden Rajaz da bu 3 albümün arasında yerini rahatlıkla alıyor.

Kısacası Opeth, Kısacası Damnation ve buyrun Closure...


Toggle

About Me

Fotoğrafım
Mehmet Sinan Güvenç
İstanbul, Kadıköy, Turkey
I have kept the road with songs mesigu@gmail.com
Profilimin tamamını görüntüle

jQuery

Related Posts with Thumbnails