Çikolatanızı nasıl yersiniz? Mesela çikolatam fındıklı ise direk ısırıp yemek yerine ağzımda eritip fındığa erişmenin ve ağır ağır bitirme zevkinin çok farklı olduğunu düşünüyorum. Tercih meselesi tabi... amma velakin fındıklı çikolatanın verdiği o müthiş tat için siz ne kadar ağır ağır yemek için mücadele etseniz de, sonunda 15 saniye içerisin de tüketmiş olursunuz. İşte Türkiye'de ki müzik anlayışı da böyle. Hem çok seviyoruz ağır ağır ve derinden dinleyip kavrıyoruz. Tüm biografileri, albümleri ezberlemeye çalışıyoruz ama çok çabukta tüketip tarihin derin sularına gömüyoruz ve şu an benim yaptığım gibi mesela yıllar sonra "aaa ne buldum. A-ha / Lifelines" diyebilirsiniz.
Piyasayı yakından takip ettiğimden beri ortada bir alternatif rock/ brit rock havası vardı. Zamanla o kesimin dinleyicileri ya da icraati ile uğraşanları metalin türevlerine kaydılar. Tabi kaydıkları tarz daha çok gothic, doom tabanlı metal türevleri oldu. Uzun bir süre böyle giderken gariptir ki bir müzik tarzı olmasına rağmen sadece giyim-kuşam olarak hayatımıza giren Emo Rock akımı girdi ve 12-17 yaş arasında ki herkesi alıp götürdü.
Piyasa için de bu tür kırılmalar sürekli oldu. Olmaya da devam edecek kuşkusuz. Şu an bir arayış için de olan piyasa yavaş yavaş kırılacağı yönü ufaktan hissettirmeye başladı. Bundan bir-iki yıl öncesine kadar Post Rock ya da daha genel adıyla Experimental (Deneysel) bir müzikten bahsettiğiniz de iğrenç olan "evet 5 mg sodyum nitrat, 10 mg sol notası" gibi espirilere maruz kalıyordu. Tabi onları suçlayamayız. Nihayetin de bilmedikleri bir olaydı. Bilenlerin ya da hayatın da en az bir kere dinleyenlerin verdiği tepki de aslında ne kadar ön yargılı olduğumuzu gösteren cinstendi.
Ercan: Hmm güzel müzik gerçekten, melodiler falan.
Rasim: Evet gerçekten öyle, ben çok severim bu şarkıyı
Ercan: Aynen film müziği gibi böyle sanki
Rasim: Doğru
Ercan: Ama sanki sözler de olsa tam olurmuş
Rasim: (hay sözlerine) ee yani tabi o da olur da bu tarz böyle!
Ercan: Yani bi süre sonra sıkıyor. Hep müzik falan. Eksik eksik...
Rasim: (muhabbeti değiştirmek lazım) ya boşver de onu hafta sonu işin var mı?...
Zamanla Ercanların da içine sinen bir tarz olma yolun da ilerlemeye devam etti post-rock. Şimdi gelinen noktaya baktığım da önceden değil bu tarzı anlatan bir yazı, grup ismi bile bulamazdınız (tabi Türkçe Kaynaklı)
Dikkat ediyorum yavaş yavaş artan bir post rock üzerine yazılıp, çizilen bloglar ve sürekli yeni keşfedilen gruplar var. Çok iyi hatırlıyorum espiri olarak "Yahu post rock dinleyen bir kız bulsam hemen evlenirim" diyordum. Bu yönden bakarsak artık evlenebileceğim bir dolu kız var. (hehe)
Velhasıl diyeceğim o dur ki bu popularite beni nedense hep rahatsız etmiştir. Bir gün bu tarz patlarsa ve ben bu bloga bişeyler yazmazsam bilin ki rahatsızlığımdandır. Hatta dinlemekten bile vazgeçebilirim. Önce ki yazılarım da cümle aralarına sürekli artık kendini tekrar eden grupların "Post-Modernist" kavramını yitirdiğinden bahsetmiştim ki bu popularite artmaya devam ederse bu virüs Türkiye'de müzik yapan bir çok kişiye de bulaşacak ve korkarım ki bu "Tekrar etme olgusu" hızla devam edecek. Bugüne kadar çok rastlamadım ama üretmekte sıkıntı çeken ama bu tarzı yapmak isteyen insanların cover post-rock grupları kurduğuna falan da şahit olabiliriz. Ki bu daha korkunç. Çünkü bahsettiğim Post Rock'ın bu tür bir özelliği kaldırabilecek bir yapısı olduğuna inanmıyorum.
Beni tanıyanların "ee kardeşim sen de bu oluşumların içindesin, eleştiriyorsun ama çalıştığın iki grupta da vokal yok" diyeceklerini biliyorum ve cevap vermek istiyorum. Evet iki grubumda da vokal yok şu an için ki ısrarla sorulan Düş Macunu neden vokalsiz sorusuna da yanıt vermiş olayım bu vesile ile... Daha önce konuk olduğumuz iki radyo programında da bahsettik. Grupta üç tane vokal var ki bunların için de Asaf Sarıca bu işi profesyonel olarak Dinar Bandosun da aktif olarak devam ettiriyor. Geçmişte Fırat'ın ve Sinan'ın da benzer tecrübeleri olduğunu da sık sık hatırlatıyoruz. Şu an yok ama ileri de mutlaka vokalli bişeyler de gelecektir. Şu an sadece güzel müzik yapmayı düşünüyoruz ki grubun genel anlayışı olarak bir Post-Rock grubu olarak anılmak rahatsız ediyor gibi bir olgu var. Zamanla daha Progressive bir hale bürünebilir. Diğer grubum ile ilgili de evet Post-Rock yapmak için kurduk ama hiç alakasız bir tarz yapıyoruz ki çok sık bahsetmek ve merak uyandırmamak için bahsetmiyoruz sağ da, sol da çünkü hani biz bunu yapıyoruz diyebileceğimiz ne bir kayıdımız, ne de bir konserimiz var. Stüdyo da ve ev de sürekli çalışma halindeyiz.
Özetle tüm problem dinleyenlerin post-rock'ı farklı algılayıp, yorumlaması ile ilgili. "Ben bugün bunalımım ohh açayım da kafam daha çok bulansın" diye triplere girilmesi. Be güzel kardeşim sen bahane arıyorsun. Arama gir bunalımına kimse bişey demez. Müzik icra edenlerden gelecek en büyük korkum ise aradan 3 gün geçtikten sonra hatırlamayacağı bir post-rock bestesi yapması, kendini sürekli tekrar etmesi ve yabancı post-rock gruplarının etkisi altın da kalması.
Tabi bunlar olmazsa eğer tabi ki popüler olmasında da çok büyük bir ziyan olmaz. İyi yanlarından bakmak lazım hayatımıza post modern olma kavramı girse çokta güzel olur kanımca.
Rutinleşen hayatımıza renk gelir.
Dipnot: Kola*
Kola bir emperyalist üründür. Piyasaya girer, hızlı tüketimi aşılar ve tüketimi vazgeçilmez kılar, doyumsuzluğu öğretir. Tüketirken de bağımlılık yapar.
Kapitalizmin içeceğini soğuk içiniz.
Ohh yarasın.